Yazı Detayı
00:00:00
 
 Hasan Hüseyin KARA Hayvanat Bahçesi is-te-mi-yo-rum!
Hasan Hüseyin KARA
 

Bugün gündemden biraz uzaklaşmak istiyorum...

Bugün ne Konya siyasetinden, ne aday adaylarından, ne milletvekillerinden bahsetmek istemiyorum...

Bugün dünün en önemli gelişmelerinden birisi olan ve Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’ın, Genelkurmay'ın yaptığı sunumda ilk belirlemelere göre şehrimizde meydana gelen ve bizimle birlikte bütün ülkeyi yasa boğan iki pilotumuzun şehit olduğu uçak kazasının pilotaj hatasından kaynaklandığının belirtildiğini söylemesinden bahsetmek istemiyorum...

Ne, ‘Döndüm Mevlana gibi’ sözünü bize bizzat yaşattıran yollardan trafikten düzenlemelerden bahsetmek istemiyorum...

Bugün Konya’nın tek hayvanat bahçesi ve bu bahçede sırf bizi eğlendirmek ve ‘aaa demek böyle bir hayvanmış’ dedirtmek için, doğal hayatından kopartılan, avlanan, büyük bir suçluymuş gibi demir parmaklıkların ardına hapsedilen, benliğini kaybetmiş ruhunu yitirmiş hayvanlardan bahsetmek istiyorum...

Geçtiğimiz Cumartesi günü bir arkadaşımla değişiklik yapalım farklı bir gün geçirelim dedik ve önce hayvanat bahçesine ardından da Devri Alem Parkına gitmeye karar verdik...

Hafta sonu olması hasebiyle inanılmaz bir trafik ve saygısızlık dolu bir yolculukla döne döne vardık Karatay Belediyesi hayvanat bahçesine...

Ama dedim ya keyifli bir gün geçirmek istiyorum ve sinirlenmemek için elimden gelen her şeyi yapıyorum...

İlk defa gittim, muhteşem bir piknik alanı yapmışlar, resmen yeşile doyuyorsun...

Hayvanat Bahçesine girmeden önce piknik alanında biraz gezerek yeşile doydum resmen, mangal yakan babalar, oyun oynayan çocuklar, yemek yiyen aileler,

Manzara o kadar güzel ki...

Gerçekten çok mutlu ve mesut bir şekilde hayvanat bahçesine girmeye karar verdik...

Girmez olaydım.

İlk bölümde daha evcimen ve kafes hayvanı olabilecek hayvanlar var,

Köpekler, kediler, kuşlar gibi gibi gibi...

Daracık küçücük kafeslerin içerisinde sürekli dönüp duran, gelen insanların gözlerinin içerisine bakarken bile resmen utanma ifadesini hissettiren hayvanlar...

O kadar rahatsızlık verici bir manzara ki hayvanların çaresizliğini size yansıtması,

Şahsım adına çok etkilendim ve utandım ama orada o hayvanların önünden geçerken fotoğraf çektirenler, bağıranlar, onlarla alay edenler, küçücük çocuklarına gururla hayvanlara taş attıranlar bile gördüm...

Deve kuşları vardı iki tane, birisi kulübesinin içerisinde, diğeri ise küsmüş, korkmuş bir şekilde kafesin en köşesinde kafasını duvara dönmüş ve yaklaşık içeride kaldığım bir saate yatın bulunduğu yerden kımıldamadan durdu. (Sürekli o kafesin başında değildim ama kafes tam ortada olduğu için giderken de gelirken de istifini bozmadan orda olduğunu gördüğüm)

O bölümde halinden en memnun olan canlılar maymunlardı, bütün sevimliliği ile kah oradan oraya zıplayıp atlıyor kah arsızca kolunu kafesten dışarı çıkartıyor ve oradaki insanlara eliyle at at işareti yapıyordu...

Oradan geçtik vahşi hayvanlar bölümüne,

Orası daha bir vahimdi...

Adı üstünde vahşi hayvan, vahşi doğanın hayvanı, uslanmaz, evcilleşmez, ehlileşmez hayvanlar...

Ama onlar bile o kadar garipti ki,

Boz ayının kafesinin önünde bir kalabalık ve o kalabalığın içerisinde bizde varız,

Demir bir koruma ve o korumanın ardından camdan bir kafes, bir uçta yatan bir aynı diğerinde ise camın önünde sokağa atılmış bir köpek yavrusunun suratındaki ifadeyle koskocaman bir ayı...

Bir iki kafes ilerisinde yaklaşık 40’lı yaşlarında bir adamın yerden eğilip aldığı taşları kafesten içeri attığını gördüm ve deli dumrulluk damarlarım kabardı yanımdaki arkadaşa ‘şuna bak yaa bu nasıl bir zihniyet’ diyerek o tarafa yöneldim hızlı adımlarla,

Arkadaşım, ‘Allah aşkına bugün arıza çıkartma ne olur, bugün kim ne yaparsa yapsın kimseyle tartışmayalım’ dedi

Mecburen tamam dedim ama duramadım işte,

Adamın yanına geldik ve tam dibine durdum,

Kafesin içerisinde bengal kaplanı var...

Adam bize aldırış etmeden eğilip yerden taş alıp attı, ‘Kalkta bi boyunu posunu görelim’ diyerek,

Bir iki derken hayvanın kalkmaya adamın durmaya niyeti yok...

Adamla dip dibeyiz ve adam yere her eğildiğinde ben bacaklarımla hafiften omuzlarına çarpıyorum, arkadaşım ise yanımda kolumu cimciriyor, üçüncüde adam artık benden rahatsız oldu ve diğer kafese geçti...

Sonra diğer kafeslere baktık, puma, aslan, tilki, kurt (Kurt değil resmen evcil köpekler) daha bir sürü hayvan, hayatlarından bezmiş bıkmış uzanmış, bütün yırtıcılığını kaybetmiş acınası hayvanlar...

Gergin ve sinirli bir şekilde oradan çıktık ve Devri Alem Parkına geçtik...

‘İşte bu’ dedim, hayvanat bahçesi neymiş, bizi eğlendirmek için kafeslere kapatılmış canlılar yerine tarihimizin, geçmişin mükemmel minyatür eserleri, önlerinde küçük birer cihaz ve bir sürü dilde sesli anlatımlar, hangi dilde isterseniz butona basıyorsunuz ve o eserin tarihi size anlatılıyor

Dev dinozorlar, önlerinde sensör ve her önünden geçtiğiniz dinozor hareket ediyor, çizgi film karakterleri vardı beni çocukluğuma götüren...

Oradan çıktıktan sonra bir kez daha emin oldum ben boş zamanlarımda vakit geçirmek için esirleştirilmiş, köleleştirilmiş, büyük birer suçluymuş gibi demir parmaklıkların ardına hapsedilmiş hayvanları değil,

Benim güzel vakit geçirebileceğim daha otantik ya da daha doğal mekanlar istiyorum...

Yorumlar
Hava Durumu
KONYA
Namaz Vakti
En Çok Okunanlar
Yazarlar
Gazete Manşetleri
Anketler

İşlem yapılıyor.....


powered by macsonuclari.net
Tarihte Bugün

TARİHTE BUGÜN